Kdz. Ereğli Belediyespor Sahipsiz mi Kalıyor? “Adam Harcamakta Üstümüze Yok…”
Kdz. Ereğli… İl olmaya namzet, sanayisiyle, ekonomisiyle, nüfusuyla pek çok şehirden büyük, devasa bir ilçe. Gel gelelim, mevzu bu kentin en önemli marka değerlerinden biri olan Kdz. Ereğli Belediyespor’a gelince, koskoca bir sessizlik ve yalnızlık hikayesiyle karşı karşıya kalıyoruz.
Bugün yapılması planlanan olağan kongre, 30 Haziran 2026’ya ertelendi. Neden mi? Mevcut Başkan Recep Yılmaz ve yönetimi daha önce aday olmayacaklarını açıkça deklare etmişlerdi. Fakat ne acıdır ki, arkadan gelen, “Bu bayrağı ben taşırım” diyen tek bir Allah’ın kulu çıkmadı. Kongrenin ertelenme sebebinin, yeni bir oluşum için zaman kazanmak olduğunu hepimiz biliyoruz. Ancak asıl acı olan, bu zaman diliminde bile o sorumluluğu alacak bir iradenin ufukta görünmemesidir.
Açık konuşalım: Birlik ve beraberlik ruhunu kaybetmiş, ortak paydada buluşamayan bir ilçeden daha ne bekleyebiliriz ki?
Eleştirirken Yıkmak, Sahip Çıkarken Kaçmak,
Bizim buralarda maalesef çok kötü bir huy var: Adam harcamasını çok iyi biliyoruz. Gecesini gündüzüne katan, taşın altına sadece elini değil, gövdesini koyan Recep Yılmaz ve genç yönetimini haksız yere, insafsızca çok eleştirdik.
Elbette eleştiri olacak. Elbette eksikler dile getirilecek. Gazeteciliğin de taraftarlığın da doğasında bu var. Ancak eleştiri dediğin yapıcı olur, yol gösterir. Karşımızda ilk kez yöneticilik yapan, heyecanlı, genç bir ekip vardı. Hataları olmuş mudur? Olmuştur. Ama biraz da bardağın dolu tarafından bakmayı becerebilmeliyiz. Kimsenin dönüp bakmadığı, sahip çıkmadığı bir dönemde bu takım ortada kalmasın diye göğsünü siper eden bu yönetim değil miydi?
Soruyorum size: Yola çıkarken bu yönetime destek sözü verenler, verdikleri sözlerin ne kadarını yerine getirdi? Bugün eğer Kdz. Ereğli Belediyesi kendi tesislerini ve imkanlarını sonuna kadar Ereğlispor’un kullanımına açıp takıma omuz vermeseydi, bu kulüp bugün buralarda olabilir miydi?
Her şeyi bir kenara bırakıp sportif başarıya bakalım. Bu takıma Bölgesel Amatör Lig’de Play-off oynatan bir yönetim, bana göre başarılıdır. Nokta. Ha, ilçede bu takımın Play-off oynamasından, başarılı olmasından bile rahatsız olan bir kitle var, orası da ayrı bir trajedi ya, neyse…
Sanayi Devleri Nerede? Yük Yine Birkaç Kişinin Sırtında!
İşin en acı tarafı mali tabloya baktığımızda karşımıza çıkıyor. Koskoca ilçede, elini taşın altına koyan belli başlı birkaç müteahhit ve fedakar iş insanı dışında bu takıma kim maddi destek oluyor? Soruyorum size; nerede bu şehrin üzerinden milyarlar kazanan devleri?
Türkiye’nin sanayi devi Erdemir nerede? Tat Metal, Çınar Boru ve diğer irili ufaklı sanayi kuruluşları bu kulüp için, bu şehrin gençleri için üzerlerine düşeni ne kadar yapıyorlar? Ereğli’nin havasını kirleten, suyunu kullanan, limanından, iş gücünden faydanılıp servetine servet katan bu devasa yapılar, şehrin en büyük marka değerine gelince neden üç maymunu oynuyor? Birkaç yerel esnafın ve müteahhidin sırtına yüklenen bu yükle, bu takım nereye kadar gidebilir?
Çözüm Belli: Ortak Akıl, Dirayet ve Şeffaflık!
Peki, bu tıkanmışlıktan nasıl çıkacağız? Çözüm; dedikoduyu, kişisel hesapları bir kenara bırakıp ortak aklı devreye sokmaktır.
Bu kulübün kurtuluşu; kapalı kapılar ardında yapılan pazarlıklarda değil, tüm şehrin dinamiklerini kapsayan, gerçek anlamda dirayetli ve sonuna kadar şeffaf bir yönetim oluşturmaktan geçer. Ereğli halkının, taraftarın ve bu takıma destek veren her bir kuruşun hesabını açıkça görebileceği, hesap verebilir bir yapı kurulmalıdır. Masaya yumruğunu vuracak kadar dirayetli, şehri arkasına alacak kadar birleştirici ve attığı her adımı paylaşacak kadar şeffaf bir yönetim, bu kulübün üzerindeki kara bulutları dağıtmaya yetecektir. İşte kazanılan bu erteleme süreci, bu güçlü reçeteyi hayata geçirmek için son şanstır.
Sorumluluktan Kaçamazsınız;
Şimdi önümüzde çok kritik bir eşik var. Eğer bu takıma bugünden sonra sahip çıkılmazsa, bu kulüp bir belirsizliğin içine sürüklenirse, bunun vebali sadece spor camiasının omuzlarında kalmaz.
Başta bu şehrin siyasileri, Milletvekilleri, Sivil Toplum Kuruluşları (STK’lar), oda yöneticileri ve bahsettiğimiz o milyarlık sanayi kuruluşlarının idarecileri… Hepiniz bu sorumluluğun, bu başarısızlığın altında kalırsınız. Ereğli’nin ekmeğini yiyen, Ereğli’nin gücüyle koltuklarında oturanlar, şehrin en büyük sosyal dinamiklerinden biri yok oluşa giderken kafasını kuma gömemez.
Gün, kişisel hırsları, kırgınlıkları ve “ben” kavgalarını bir kenara bırakma günüdür. Gün; ortak akılla, şeffaf ve dirayetli bir yönetim çatısı altında kenetlenme günüdür.
Aksi takdirde, yarın eleştirecek bir takımımız bile kalmadığında, suçlayacak kimseyi bulamayız. Çünkü aynaya baktığımızda göreceğimiz tek şey, kendi eserimiz olan o büyük yalnızlık olacaktır.


YORUMLAR